2 Türk Bir Ülkeye Savaş Açar Mı ?

Türk’tür yapar dediğinizi duyar gibiyim. Bende öyle düşünmüştüm ama ciddi bir hikaye olacağına olanak vermemiştim bunu okurken. Hiç olur mu savaş açılır mı demiştim ki kurtuluş savaşında tek olayın bizim kıtamızda olmadığını öğrenmiş oldum.savaşta cesaret mi silah mı önemlidir sözü için gerçek kanıt. İşte hikaye ve Türk’lerin çılgınlıklarına bir örnek daha..

osmanlı hükümeti, ingiltere’ye savaş ilân edince, avustralya’da yaşayan abdullah ve kul mehmet isminde iki türk de koca avustralya kıtasına karşı savaş ilân etmiştir.
ilk bakışta olay komik gelebilir. ama gerçekten doğrudur. iki türk bir kıta insana savaş ilân etmişlerdir.
avustralya adası’mn silver city / gümüş şehir / kasabası, son daraca cazip bir yerleşim yeridir. mekke ve medine’ye de pek benzer. çünkü devesi boldur. devcilerin çoğu da hintli müslümanlardır. deveci olmamakla birlikte bunların içinde türkiye’den gelen abdullah isminde bir de türk vardı. müslümanlar arasında sevilen bir kişi. çünkü alim ve fazıl bir zattır.
bu türkiyeli müslüman abdullah efendi, müslümanların kasabı idi. bu arada silver şehrine türkiye’den anadolulu bir müslüman daha geldi. kul mehmet. o da bir araba yapıp, üzerine de bir türk bayrağı dikerek dondurmacılığa başlamış ve kısa zamanda da meşhur olmuştu. artık avustralya adasında kasap abdullah ve dondurmacı kul mehmet isminde iki türk vardı. ikisi zorlu bir ikili de oluşturmuşlardı. gümüş şehrin yerlisi-yabanctsı onları seviyorlardı.
işte tam böyle güzel bir anda birinci dünya savaşı patlak verdi. türkiye, ingiltere ve fransa ile savaşacaktı. ingiltere’nin müstemlekesi olan avustralya da çanakkale cephesine asker sevk etmeye başladı. ingilizlerin yanında türklere saldıracaklardı. bu onlar için kötü bir talihti. ama olan olmuştu. artık savaştan başka yapılacak bir iş kalmamıştı.
bu savaş durumunu öğrenen abdullah ve mehmet, memleketlerine dönmek ve düşmanla savaşmak için avustralya hükümetinden çıkış vizesi için başvuruda bulundular. fakat yolların kapalı olduğu gerekçesiyle izin verilmedi. bunun üzerine kul mehmet ve abdullah, avustralya hükümetine adetâ muhtıra vererek;
“öyle ise biz de size karşı savaş halinde olduğumuzu bildirmek istiyoruz”. sonra da gerekli hazırlıkları yaparak broken hills dağlarına çıkıp, boğaz’a karargâh kurdular.ilk anda meseleyi anlayan ve duyanlar şaka sanıp gülüp geçmişlerdi. ama abdullah ve mehmet çok ciddi idiler. bu işin şakası yoktu, savaşacaklardı.
1915 tarihinin ilk günü ve çanakkale arıburnu’na anzak çıkarmasından 3 ay ve 24 gün önce broken hills boğazı’na 1.200 kişilik bir tren girdi. ancak makinist şaşırmıştı. çünkü demiryolunun tam ortasında küçük bir araba duruyor ve üstünde de bir türk bayrağı dalgalanıyordu. makinist kolu çekip treni durdurması ile birlikte bir ateş yağmurudur başladı. sanki dağlar yerinden oynuyordu. trenin içi bir anda yaralı ve ölülerle dolmuştu. durumu öğrenen bölge jandarma birlikleri olay yerine geldiler. ama nafile iki türkle başedemediler. çünkü hazırlıkları mükemmeldi. bu defa eyalet kuvvetleri sevk edildi. onlar ad işin içinden çıkamayınca, ordu birlikleri geldi ve üç koldan türkleri makaslama ateş çemberine aldılar ve yüzlerce silah birden patlıyordu. nihayet broken hills tarafından gelen silah sesleri kesildi. zaten kahramanların mermileri de kalmamıştı.
büyük bir ihtiyatla boğaz’a hakim noktaya çıkan askerler, sadece delik deşik olmuş iki türk cesedi ile karşılaştılar. abdullah ve mehmet. abdullah silahına sıkıca yapışmış öylece yatıyordu. mehmet’in vücudunda 21 yara saydılar. ama ilk anda buna kimse inanamadı ve şimdi herkes dağlarda türk arıyordu. fakat nafile kimsecikler yoktu. hatta bu arama işi iki ay sürmüştü. yani iki türkle savaştıklarına iki ay sonra inanabilmişlerdi. böylece bu olay avustralya resmî harp tarihi’ne yazılmıştır. yani “broken hills savaşı”.
hülâsa hâla daha avustralya’da türk cesareti, bir efsanedir. canberra’daki milli müze’nin 4 salonunu çanakkale-gelibolu hatıralarına ayrılmıştır. 1960’larda canberra milli müzesi memurlarından ve bir gözü kör olan emekli askerin şu sözleri önemlidir:
“ben, memleketinizde bir göz bıraktım. ama hiç pişman değilim. hiç olmazsa sizi tanıdım”

Etiketler:

  • savaşta cesaret önemlidir
  • savaşta cesaret mi silah mı önemlidir
  • savaşta cesaret olmazsa ne olur
  • SAVAŞTA SİLAH MI ÖNEMLİDİR CESARET Mİ
  • cesaret mi silah mı
  • savaşta cesaret mi silah mı
  • savaşta cesaret mi yoksa silah mı önemlidir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir